Tel kadayıf, Anonymous (1986)'a göre "un ve suyla hazırlanıp özel kalıplardan ince şeritler halinde dökülerek sıcak saçta kurutulmuş hamur ve bununla yapılan tatlı" şeklinde tarif edilmektedir. Anonymous (2000)'de Türklerin unlu mamülleri çok sevdikleri dolayısıyla her mutfağın malzeme açısından zengin olduğu, bu malzemelerden birinin de kadayıf ve baklava tepsileri olduğu belirtilmektedir.
Aynı kaynakta Selçuklu ve Anadolu Beylikleri zamanında imaretler ve aşhanelerde verilen yemekler listesinde kadayıfın da bulunduğu, Prof. Ünver "Berayı Hassa" adındaki mutfak defterlerindeki kayıtlardan Sultanın tercihleri arasında kadayıfın bulunduğu nakletmektedir. Bu bilgilerden kadayıfın tarihçesinin çok eskilere dayandığı anlaşılmaktadır.
Kadayıf denince, akla ilk olarak Ramazan ayı gelmektedir. Kadayıf dolmasız bir iftar düşünülemez. Ramazan ayı boyunca hemen hemen her iftarın tatlısı kadayıf dolmasıdır. İftar vakti yaklaşınca iftar hazırlıklarına girişirler. Bir taraftan et yemekleri, bir taraftan çorbalar, bir taraftan da kadayıf dolması hazırlanır. İftarda kadayıf dolmasının olduğunu gören erkekler ve misafirler, hemen hemen her gün yedikleri halde yine de heyecanla iftar vaktini beklerler.
Ramazan ayında olduğu kadar olmasa da kadayıf dolmasının tüketimi yılın diğer aylarında da oldukça sık görülmektedir. Türkiye çapında kadayıf üretimi ve tüketimine dair resmi bir kayıt bulunmamaktadır.